ANNELİK KORKUSU
Eğer genç yaşta doğum yaparlarsa,
duygusal olarak olgunlaşmadan doğum yaptıkları söylenir, eğer zamanını geçirip
doğum yaparlarsa biyolojik saatin tik takları hatırlatılır onlara. Eğer doğumdan
kısa bir süre sonra işe dönerlerse, çocuklarına bakamadıkları için kendilerini
suçlu hissederler; eğer dönmezlerse, bu sefer de çağdaş kadın örneğini
kendilerinde hayata geçiremedikleri ve kendilerine bakmadıkları için suçluluk
duyarlar. Eğer hiç doğum yapmazlarsa, toplum onları bencillikle suçlayıp afaroz
eder. anne Anne olmak zor, ama galiba olmamak daha da zor. Kültür ve medeniyette
gerçekleşen değişimler, kadınların annelikte gittikçe daha zorlanmalarına yol
açtı. Çocuk sahibi olmakla ilgili büyük beklentileri var. Kitaplarda ve
dergilerde çocuğa çok zaman ayırmak gerektiğini okuyorlar, aynı zamanda
kendilerine zaman ayırmaya da alışkınlar. Kendi gereksinimlerinden vazgeçmeden,
anneliği tatmak istiyorlar. Katıksız bir adanmışlığı kabul etmiyorlar, kuşaktan
kuşağa aktarılmış role isyan ediyorlar. Çağdaş anneler: Yorgun, ama çok gözüpek.
Genç annelerin yüzde 30'u doğum sonrası depresyonu geçiriyor; onun biraz daha
hafif bir versiyonu olan "baby blues" hastalığı ise yüzde 70'ini etkiliyor.
Yani, bu artık uç bir olay değil. Nedeni ise yalnızca şaşkın hormonlar olmuyor,
ama aynı zamanda yalnızlıkları ve büründükleri yeni rolde kaybolmaları. Genç
kıza küçük kardeşlerine ya da ablalarının çocuklarına bakarak anneliği doğal
yoldan öğrenebilme olanağı veren, eskinin o birkaç kuşağı birlikte yaşatan büyük
aileleri artık yok. Zamanımızın pek çok kadını için yukarıdaki gibi bir tecrübe,
küçükken oynadıkları oyuncak bebeklerle kazanılmıştır. Çocuklarıyla baş başa
kaldıklarında ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Diğer taraftan Polonyalı anne
şablonu, bilmediklerini, beceremediklerini ve korktuklarını itiraf etmelerine
izin vermiyor.