ÇOCUKLARDA ASTIM
Çocukluk çağının önemli
hastalıklarından ‘Astım’ın belirtilerinin ve bronşlardaki aşırı duyarlılığın,
alınacak çevre tedbirleri ile belirgin derecede azalmasının mümkün olduğu, çevre
tedbirlerinin yetersiz kaldığı durumlarda ise hastalarda havayolu ile
akciğerlere çekilip bronşları tedavi eden sprey ilaçlar kullanıldığı
bildiriliyor.
Uzmanlar, astımı, “Hava yollarının çeşitli uyaranlara artmış cevabının söz
konusu olduğu, tekrarlayıcı, kendiliğinden veya tedavi ile tamamen veya kısmen
geri dönüşümlü öksürük, hırıltı, nefes darlığı gibi belirtilerinin yer aldığı
bir hastalık” olarak tarif ediyor.
Astımın, çocukluk çağında yüzde 90 oranında alerjik kökenli olduğunu vurgulayan
uzmanların belirttiğine göre, yıl boyu maruz kalınan ev içi alerjenlerin
bronşlarda yol açtığı alerjik iltihabi durum, soğuk hava, egzersiz, viral
solunum yolu enfeksiyonları, kimyasal buharlar, hava kirliliği ve sigara dumanı
gibi nonspesifik uyaranlarla temas sonucu astım belirtileri ortaya çıkıyor.
Astım teşhisi alan çocukların çoğunun, hayatın ilk 2 yılında belirti verdiğinin
tespit edildiğini, ilk yıllarda öksürük ve hırıltının ana uyaranının viral
solunum yolu enfeksiyonları olduğunu ifade eden uzmanlar, bu yaşlarda
akciğerlerin gelişiminin henüz tamamlanmamış ve küçük hava yolu çaplarının dar,
kıkırdak dokunun az olmasının, tekrarlayıcı bronş daralmasına katkıda
bulunduğuna dikkat çekiyor.
Uzmanlar, 4-5 yaşlarında akciğerlerin gelişiminin tamamlanması ile erken
yaşlarda astım belirtileri gösteren birçok çocukta klinik olarak düzelme
gözlendiğini, düzelmeyen bir grup hasta ve daha geç astım teşhisi almış
çocukların bir kısmının da ergenlik çağında klinik bir iyilik dönemine
girdiklerini kaydediyor.
NASIL TEŞHİS EDİLİR?
Öksürük, hırıltı veya nefes darlığı belirtilerinin ve gece kötüleşmesinin
şiddetle astımı düşündürdüğünü vurgulayan uzmanlar, yattıktan sonra veya sabaha
karşı yaklaşık 30 dakika süreyle devam eden ve bronş genişletici ilaçlara olumlu
cevap veren öksürüğün, aksi ispat edilene kadar astım kabul edilmesi gerektiğini
bildiriyor.
Uzmanlar, astımda akciğer fonksiyonlarının ölçülmesinin, gerek teşhis gerekse
tedaviye cevabın değerlendirilmesi açısından büyük önem taşıdığını da
hatırlatıyor.
Astıma sebep olması muhtemel alerjinin hangi maddeye karşı geliştiğinin tespit
edilmesinde deri testleri kullanıldığını ifade eden uzmanlar, ön kol ön yüzüne
veya sırta delme metodu ile uygulanan bu testte, ciltteki kızarma ve kabarmanın
şiddetine göre değerlendirme yapılıp, hastanın neye alerjisi olduğunun tespit
edildiğini belirtiyor.
Uzmanlar, alerji deri testi uygulamasının mümkün olmadığı 3 yaş altı çocuklar,
yaygın alerjik egzaması olan hastalar, antihistaminik içeren ilaç kullanmakta
olanlar, ciltte dermografismus adı verilen cilde bastırma sonucu kabarma
reaksiyonu verenlerde, kanda spesifik immünoglobulin E düzeyi belirlenmesi
yöntemiyle alerjen tespiti yapılabildiğini kaydediyor.
Tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi astımda da birinci basamak tedavinin,
alerji geliştirilmiş maddeden uzak durmak olduğunu vurgulayan uzmanlar, “Uygun
öneriler doğrultusunda alınacak çevre tedbirleri ile hastalık belirtilerinin ve
bronşlardaki aşırı duyarlılığın belirgin derecede azalması mümkündür” diyorlar.
Uzmanlar, çevre tedbirlerinin yeterli olmadığı durumlarda, hastalarda havayolu
ile akciğerlere çekilip bronşları tedavi eden sprey ilaçlar kullanıldığını
bildiriyor. Bunların, sadece bronşları gevşetici özelliğe sahip rahatlatıcılar
ve alerjik iltihabın meydana getirdiği aşırı bronş duyarlılığını azaltmak
yoluyla tedavi edici özelliğe sahip olanlar olarak ikiye ayrıldığını ifade eden
uzmanlar, son yıllarda bu amaca yönelik kana karışma oranı en aza indirilmiş,
kortizonlu ilaçlara has yan etkileri ağızdan alınanlara kıyasla çok az olan yeni
jenerasyon kortizon bazlı sprey ilaçlar geliştirildiğini de kaydediyor.