ÇOCUKLARDA İNATLAŞMA
Çocuklarda İnatlaşma İle Başa
Çıkmanın Yolları
Çocularin bir inatlaşma nöbeti süresince fikir değiştirdiğine tanık
olabilirsiniz. Bazen, neyi isteyip neyi istemediğini bile anlayamazsınız.
Örneğin, acıkmıştır ama evdeki yemeği yememekte direnir, hamburger
ister,hamburgerciye gidersiniz, ben bundan istememiştim ötekinden al diye
tutturur, öteki menüden alırsınız başka bir bahane bulur vs. Birinizden biri
yenik düsene kadar devam eder bu sürtüşme.
Çocuğunuzun inatlaşma dönemlerinde her iki tarafın da amaçlarını açıkça ortaya
koymaya çalısın. Sizin amaçlarınız çok çesitli olabilir; ona yemek yedirmek, bir
oyuncakçının önünden geri çekmek, ablasının odasından çıkmasını sağlamak veya
uyutmak. Onun ise tek bir amacı vardır; sizin dediğinizin tersini yapmak. Ancak
bu şekilde size kendisinin bağımsız bir birey olduğunu, kendi tercihlerini
kendisinin yapabildiğini kanıtlayacaktır. Pek çok anne-baba bunun farkında
olmadığı için çocuklarıyla gereksiz yere çatismaya girer ve kendilerini de
çocuklarini da yıpratır. Daha da kötüsü bazı çocuklar bunu bir aliskanlik haline
getirirler, daha ilerki yaslara tasirlar ve/veya anne-baba bu çatismalara çözüm
olarak siddete basvurmaya baslar. Kisacasi çok küçük yaslarda baslayan ve
çocuklarin gelisiminde çok dogal olan inatlasma, anne-baba ve çocuk arasindaki
bir iletisimsizligin baslangiç noktasi olabilir ve bir kisirdöngüyle son
bulabilir.
Çocugunuzla çatismaya girdiginizde yapmaniz gerekenler söyle siralanabilir;
1. Her seyden önce bu durumda sogukkanliliginizi korumaya çalisin. Derin bir
nefes alin ve içinizden "O sadece bir çocuk" deyin. Öfkeli bir tavir takinmayin,
yumusak ve uzlasmaci bir ses tonuyla konusmaya özen gösterin. Kesinlikle
basarisiz olacaginizi akliniza getirmeyin.
2. Sahada olmadiginizi ve futbol oynamadiginizi unutmayin; her ikiniz de
kazanabilir, her ikiniz de amaciniza ulasabilirsiniz. Amaciniz ona, kimin güçlü
kimin güçsüz oldugunu ispatlamak degil, o anda elde edemeyecegi bir seyden
vazgeçmesini saglamak olmali.
3. Istedigi seyi neden yapamayacaginizi basit bir sekilde açiklayin ve bu
açiklamayi yaparken mutlaka bu durumdan dolayi ne kadar üzgün oldugunuzu
belirtin. Onun istedigi seyi sizin de istediginizi ama kosullarin buna izin
vermedigini söyleyin. Duygularini paylastiginizi bilmek onu hem rahatlatacak,
hem de sizi ona karsi sürekli engeller koyan bir düsman olarak görmesini
engelleyecektir.
4. Ona kararli ve tutarli, fakat mutlaka sevecen bir tavirla yaklasin. Önce "hayir"
dediginiz bir seye sonradan "evet" derseniz çocugunuz bunu size karsi sürekli
kullanmaya baslayacaktir. Baska zaman ve durumlarda da siz pes edene kadar da
sizinle çatismaya devam edecektir.
5. Ona gerekli açiklamalari yaptiktan, üzgün oldugunuzu söyledikten ve bu konuda
kararli oldugunuzu hissettirdikten sonra biraz zaman taniyin. Bir süre sonra
yeniden istedigini elde etmek konusunda sizinle inatlasmaya baslarsa hiç tepki
vermeyin. Birkaç denemeden sonra vazgeçecektir.
6. Çocugunuz herseye ragmen sizinle inatlasmaya devam ediyorsa, dikkatini
istedigi seyden baska bir noktaya çekmeye çalisin. Bu bir çizgi film, bir kus,
bir kedi, sevdigi bir yiyecek veya oyun vb. herhangi birsey olabilir. Çocugunuz
sakinlesene kadar ilgisini çekebilecek degisik alternatifler deneyebilirsiniz.
Bu küçük yastaki çocuklarda daha çok geçerlidir. Ancak, okul yasina kadar, hatta
bazen daha sonrasinda bile bu yöntemin yararini
görebilirsiniz.
7. Çocugunuza seçenek sunun, böylece onu bagimsiz bir birey olarak tanidiginizi,
onun kararlarina saygi duydugunuzu düsünecektir. Kendisiyle ilgili kararlari
verebildigini ve onun seçimine öncelik tanindigini düsünerek inatlasmaktan
vazgeçecektir. Siz de makul bir kaç seçenekten birini kabul ettirebildiginiz
için kendinizi rahat hissedeceksiniz. Sundugunuz seçenekler ne kadar az olursa
çocugunuzun karar verme süresi de o kadar kisa olur. Sundugunuz seçeneklerin,
herhangi birinin seçilmesi durumunda onayladiginiz seçenekler olmasina dikkat
edin ki, yeniden bir anlasmazlik yasamayasiniz.
ÇOCUKLARDA ´HAYIR´ DÖNEMİ
Çocuklarda ´hayir´ dönemi, 1 yastan hemen sonra baslar. Bazi çocuklarda bu süre
kisadir ve kendini çok hissettirmez. Bazi çocuklarda ise çok uzun süreli ve
siddetli olabilir. Bu dönemin normal ve saglikli bir dönem oldugunu, çocugun
birey olabilmesinde ve kendisini ifade edebilmesinde önemli bir yer tutttugunu
unutmamak gerekir. Bu dönemi kolay ve saglikli geçirebilmek için nelere dikkat
etmemiz gerektigini gözden geçirelim:
Onunla konusurken, ondan birsey yapmasin veya yapmamasini isterken, bir
birey oldugunu, kendi kararlarini kendisinin verebildigini ve bizler gibi onun
da direktiflerden hoslanmadigini unutmayin. Hayatiyla ilgili kararlari
kendisinin verebildigini düsünmesini saglayin.
´Yemegini televizyon izlerken mi yemek istersin, yoksa benimle birlikte masada
mi yemek istersin´ gibi bir mesaj, kararlarina saygi duyuldugunu düsündürecektir.
Böyle bir mesajla onu yemege davet etmeniz ´hayir, yemek yemek istemiyorum´ gibi
bir yanit alma olasiliginizi da azaltir. Ona karsi negatif bir tutum içine
girmeyin, olabildigince az ´hayir´ deyin. Siz ona ne kadar negatif bir tutumla
yaklasirsaniz, o da size o kadar nefatif bir tutumla yaklasacaktir. Siz ona ne
kadar çok ´hayir´ derseniz, o da size o kadar çok ´hayir´ diyecektir. Negatif
cümleler kurmaktan da kaçinin. Yapilmasini istediginiz seyi olabildigince
pozitif cümleler kullanarak ifade etmeye çalisin. ´Ayakkabilarini çikart´ demek
yerine, ´Terliklerimizi giyelim haydi´ demek daha etkilidir. Mesajlarinizi, ´hayir´
yaniti alamayacak sekilde iletin. ´Sütünü iç´ yerine, ´sütünü balikli bardaginla
mi, yoksa kupanla mi içmek istersin´ seklinde mesajinizi iletin. ´Hayir´
dediginde, onunla alay etmeyin, küçümsemeyin, gülmeyin, onunla inatlasmayin, ona
kimin güçlü oldugunu ispat etmeye çalismayin, sinirlenmeyin ve asla ona ceza
vermeyin. Aranizda çikan sorunu ortadan kaldirmaya çalismak yerine, uzlasmaci
bir tavirla çözüm üretmeye çalisin ve onu da çözüm üretmeye davet edin.
Kurallar çocugun ruh sagligini bozar mi?
Inatlasma döneminde olmasi çocugunuza hiç ´hayir´ demeyeceginiz anlamina gelmez.
Çocugunuza zaman zaman kisitlamalar, yasaklar koymak zorundasiniz, bunun
çocugunuzun ruh sagligini bozmasindan korkmayin. Dikkat edilmesi gereken en
önemli sey koydugunuz yasaklarin gerekli oldugundan emin
olmanizdir. Gereksiz konularda da yasaklamalar getiriyorsaniz, bir süre sonra
çocugunuza çok fazla ´hayir´ demeye baslarsiniz. Bu da çocugunuzda, hem
bagimsizliginin elinden alindigi, hem de her seyi yanlis yaptigi hissini
uyandirmaya baslar. Her iki duygu da onun kendine olan güvenini sarsar veonu
rahatsiz eder. Bu yüzden, öncelikli olarak ´hayir´ demeniz gerekenlerin
listesini yapin, bunlar disinda da gereksiz zamanlarda ve durumlarda ´hayir´
dememeye özen gösterin. Ayrica, asiri kurallarla büyüyen çocuklarin, kurallari
koyan yetiskinler yanlarinda olmadigi zamanlarda bu kurallari ihlal etme egilimi
duyduklarini da unutmayin.
Kurallara Uyumu Nasıl Kolaylaştırabiliriz?
Çocuklarin kurallara uygun davranmalarini ve kurallardan daha az rahatsiz
olmalarini saglamanin en iyi yolu bu kurallarin gerekçesinin açiklanmasi ve
kurallarin çocuklarla birlikte konmasidir. Bazi kurallarin anne-babalar için de
kondugunu bilmek çocugu rahatlatir ve kurallara uyumunu kolaylastirir.Çocuk
anne-babasinin sirf kendisine muhalefet olmak için degil, onun iyiligini
istedikleri için bazi kurallar koydugunu bilmelidir.Yasakladiginiz seyleri
yapmaya kalktiginda, nazikçe ona yasakladiginiz seyiyeniden hatirlatin ve
yapabilecegi alternatif bir sey önerin. Örnegin yemekten önce gofret yemek
istiyorsa, ´yemekten önce gofret yenmez´ demek yerine ´yemekten önce gofret
yersen yemegini yemek istemeyebilirsin, amaistersen bu gofreti saklayabiliriz ve
yemekten sonra yiyebilirsin´ diyerek ona alternatif bir gofret yeme zamani
sunabilirsiniz. Veya duvarlari çiziyorsa, ´duvari çizme´ demek yerine, ´duvarlari
çizersen duvarlarkirlenir, ama eger istersen sana kagit verebilirim veya çizmen
için duvara kagit yapistirabilirim´ diyebilirsiniz. Böylece, hayirlariniz onu
daha az rahatsiz edecek, bagimsizliginin elinden alindigini düsünmeyecek, onun
isteklerinize önem verdiginiz düsünecek, kurallarin gerekçelerini ögrenecekve
sizinle çatismaya girmeyecektir.
Yasaklara uymadiginda cezalandirmak yerine, kurallara uydugunda onu
ödüllendirin. Ödül veriken de ´benim oglum söz dinler, annesinin her dedigini
yapar´ gibi sizin üstünlügünüzün altinin çizildigi bir cümlekullanmak yerine
´sen harikasin, bunu ne güzel yaptin´ gibi onu onayladiginizi belirtir bir
cümleyi tercih edin. Onun yaninda baskalarina, çocugunuzdan övgüyle sözedin.
Ondan olumsuz bir davranis beklentisi içinde olmadiginiz mesajini verin. ´Biçaklarla
oynamamak gerektigini unuttun sanirim, unutmasaydin tehlikeli olduklari için
oynamazdin zaten biliyorum. Onlari tekrar çekmeceye birakacagin için tesekkür
ederim´ gibi bir mesaj ´sana kaç kere söyledim,
biçaklarla oynama´ gibi bir mesajdan çok daha sagliklidir ve çocugunuzun uyumunu
kolaylastirir.
Çocuğunuzda büyük değişimler gözlüyorsunuz son günlerde. Kısa bir süre
öncesinde, gayet sevimli ve sempatik olan bebeğiniz, her cümlesine "hayır"
diyerek başlıyor. Bunun tek nedeni; çocuğunuzun, yeni bir çağa girmiş olması.
Birinci yaşın sonları ve ikinci yaşın başları, çocuğun "Ben Çağı"
diyebileceğimiz özellikler gösterdiği psikolojik sürecin başladığı dönemdir.
Tuvalet eğitimi dönemi diye de bilinen bu dönem, çocuk için büyük değişimlerin
olduğu bir evredir. Çocuk artık yürüyor, konuşuyor ve çevresini büyük bir
merakla araştırıyordur. Bu arada; eline her geçeni ağzına götürüp, tadına
bakmaktan da geri kalmıyordur. Suyla oynamaya bayılır, yemeklerini yere ve
üstüne başına dökmesi ona büyük bir zevk verir. Tüm bunlara ek olarak bu
dönemde, çocukta başka bir özellik baş gösterir. Çocuk her gördüğü nesneyi,
oyuncağı ve eşyayı fazlasıyla sahiplenir. Bir kere eline geçirdi mi,
"benim...benim" diye tutturur. Elinden almaksa; hemen hemen olanaksız gibidir.
"Benim" diye sahiplendiği eşya ya da oyuncak elinden alındı mı, sanki kıyamet
kopuyor sanırsınız. Çocuk kendini yerden yere atar, ellerini yumruk yapar, önüne
ne gelirse vurur. İstediğini almadan da kolay kolay sakinleşmez. Bu tablo,
anne-baba için tam bir
faciadır. Anne-baba çocuğu sakinleştirmek için elinden alınan eşyayı geri
verseler de artık iş işten geçmiştir, çocuk onların bu davranışlarını asla
affetmeyecektir. Bu yüzden de susmak yerine, daha da şiddetli bağırmaya başlar.
Bu dönemin başında çocuğun ilk öğrendiği kelime "Hayır!"dır. Çocuk kendisine
olumlu-olumsuz ne söylenirse söylesin her şeye "Hayır" yanıtını yapıştırır. "Ne
şirin bir çocuksun sen, gel... bana bir yanak ver" Çocuğun yanıtı "Hayır"
olacaktır. "Yavrum sallanıp duruyorsun, çişin mi var?... "Hayır"! "Bu yemeği
sevdin mi?" ... "Hayır"!.. Bu örnekler daha da çoğaltılabilir. Sanki doğduğundan
bu yana o şirinlik muskası, sevimli, herkese sevecen davranışlar gösteren
sempatik bebek gitmiş, yerine her söylenene "Hayır" diye olumsuzlukla yanıt
veren, "Evet" kelimesini hiç duymamış bir çocuk gelmiştir. Tüm bunlara bir de
çocuğun "Ben" tutkusu eklenince, anne-babalar kendilerini çıkmaz bir sokakta
bulmuş gibi olurlar.
Çocuğun bu davranışlarının nedenini, özerkliğini elde ederken, anne-babasına ve
çevresine kendini kabul ettirme çabası olarak açıklayabiliriz. Çocuk bu
davranışlarıyla "Artık ben de varım, benim de isteklerim var ve ben bu istekleri
elde etmek için elimden gelen her şeyi yaparım" mesajını vermektedir. Başına
buyruktur, ele avuca sığmaz, yanınıza çağırınca kaçar, "yavrum git... işim var."
denince eteğinizden ayrılmaz.
Çocuğa göre; annesinin her şeyi vardır. Çocuğu vardır, kocası vardır, giysileri
vardır, yemek yapmasını bilir, tencereleri vardır, bardakları vardır, koltukları
vardır, parfümleri vardır, rujları vardır, ojeleri vardır... Babasının da her
şeyi vardır. Kravatı vardır, ayakkabıları vardır, karısı vardır, arabası vardır,
ofisi vardır, bıyıkları vardır, çantası vardır, yatağı vardır... Ve çevresindeki
herkesin hep kendilerine ait olan bir şeyleri vardır. Çocuğun, bu dönemde
anne-babayı model aldığını ve kişilik gelişimi içine girdiğini düşünürsek,
çocuğun da kendi adına bir şeyleri sahiplenmesini yadırgamamak gerekir. Kız
çocukları, annelerinin topuklu ayakkabılarını her fırsat yakaladıkları an
giyerler ve o topuklu ayakkabılarla dolaşmaktan büyük bir haz duyarlar. Annesi
"çıkar çabuk o ayakkabıları, bileklerini kıracaksın..." diye feryat edince de
aldığı yanıt kısa ve nettir: "Hayır, benim"!.. Bu dönemde çocuğun yarım yarım
konuştuğunu da göz önüne alırsak, annelerin çoğu küçükkızlarının bu davranış ve
yanıtlarına gülmeden edemezler ve arkadaş toplantılarında mutlaka anlatırlar.
Erkek çocukları için de durum aynıdır. Onlarda babalarının kravatlarını,
kemerlerini vücutlarına sararlar ve geri alınmaması için de kaçıp saklanırlar.
Verecekleri yanıt zaten bellidir: "...Benim ..." Yine fırsatını yakaladığı
zaman, annesinin tüm makyaj malzemeleriyle boyanan, gecelikleri üzerine takan, o
parfümleri her tarafa sıkan minik kızlarla, babasının traş fırçası ile traş
olan, bulduğu anda traş köpüklerini tüm suratına sıkan, traş losyonlarını her
yere döken, babasının yatağında, babasının yerinde uyumuş kalmış numarası yapan
küçük erkeklerle, her anne-baba karşılaşmıştır.
Küçük çocuklar, evde ya da gittiği yerde eline geçirdiği tüm eşyaları kucağında
toplar. "Benim" diye tutturur. Alış-veriş sırasında hoşuna giden bir oyuncak ya
da eşyayı alır. O onundur, tartışması bile olmaz. Ve anne-baba hep etrafa karşı
mahcuptur, çocuğuna karşı öfkeli ve kızgındır, kendi kendine "nerede hata
yaptım?.." sorusuna yanıt aramakla meşguldür. Ancak bazı anne-babalar her zaman
çocuğa yenik düşmezler. Çocuğu korkutarak, aşırı kızarak, hatta döverek, ağır
bir baskı uygularlar. Bunun sonucu çocuk, doğal ve içgüdüsel gelişimini korkudan
dolayı iç dünyasına ve bilinçaltına bastırarak, anne-babasının istekleri
doğrultusunda davranışlar gösterir. Bu davranışlar yaramazlık yerine durgunluk,
karıştırma ve araştırma yerine aşırı düzenlilik temizlik gibi bu dönemde çocukta
görülmeyecek olan ve doğal olmayan davranışlarıdır.
Ben Çağında Anne-Babalar Nasıl Bir Yol İzlemeli
Öncelikle anne-babalar çocukların geçirdikleri dönemlerin özelliklerini
bilmelidirler. Bunu bildikleri zaman, hem çocukların anormal davranışlar
sergilemediklerini anlarlar, hem de kendileri psikolojik olarak rahatlamış
olurlar. Bu rahatlık beraberinde sabır ve hoşgörüyü de getirecektir.
Ayrıca çocuğun sahip olduğu bu olumsuz niteliklerin "geçici" olduğunu; dört
yaşın sonundan itibaren daha söz dinleyen, daha mantık çerçevesinde hareket
edebilen, daha az ağlayan ve daha sosyal bir çocuk olacağını bilmek de
anne-babayı rahatlatan faktörler arasındadır.
Bu dönemde çocuğunuz istenmeyen bir davranış yaptığında ya da kendisine ait
olmayan bir oyuncağı ve eşyayı "benim" diye sahiplendiğinde çocuğa "bırak
onu..." diye kızmak yerine, ilgisini ve dikkatini başka yöne çekin. Ona ait bir
eşya ya da oyuncağı verin. Elinde, kendine ait olmayanı yumuşak bir şekilde,
gerekli açıklamayla yavaş yavaş alın. Ve verdiği için çocuğunuza "teşekkür
ederim" deyip, onu bu şekilde ödüllendirin. Sizin takdirinizi almak, onun için
büyük bir ödüldür.
Çocuğunuz etrafı çok dağıtıyor, her şeyi karıştırıyor diye kızıp
sinirleneceğinize; dağıtıp, kırıp dökeceği bir yer ayırın ve orada oynamasına
zemin hazırlayın. Çocuğun ev içinde rahatça oynama özgürlüğü olmalıdır.
Kırıp, döktüğünden dolayı çocuğa aşırı cezalar vermeyin, fakat her yaptığına da
göz yummayın.
Ve en önemlisi, küçük kızınızla ya da küçük oğlunuzla karşı karşıya oturup, bir
yetişkinle konuşur gibi konuşun. Çocuğunuzun ellerini tutun, gözlerinin içine
bakarak, yapmasını istemediğiniz davranışları, nedenlerini ve onun neyi nasıl
yapabileceğini, onun anlayabileceği bir dille, kısa cümleleri kurarak ve çok
basit olarak anlatın.
O gözlerini kocaman kocaman açıp, size sizi anlamıyormuş gibi bakacaktır ya da
sıkılıp, kucağınızdan inip gidecektir. Bunlar sizi üzmesin. Çocuğunuzun beyni
tıpkı bir bilgisayar gibidir. Şimdi kayıttadır, zamanı gelince, öğrettiklerinizi
size çok güzel sunacaktır. Yeter ki sabırsız olmayın ve onunla konuşmayı asla
ihmal etmeyin. Unutmayın, çocuğunuzun uykuya, yemeye, oyuna ne kadar ihtiyacı
varsa, sizi dinlemiyor gibi görünse de, öğütlerinize ve sohbetlerinize de o
denli ihtiyacı vardır.
Kaynak: İlkim Öz Psikolog - Aile Terapisti