DELİ DANA HASTALIĞI
İngilizcesi ile mad cow disease olarak adlandırılan Deli Dana hastalığı (Bovine spongiform encephalopathy - BSE - olarak da tanımlanmakta), sığırlarda görülen beyin hastalığıdır. Duruş, hareket, duyu bozuklukları ve beyindeki süngerimsi değişikliklerle kendini göstermektedir. Hastalığa yakalanan sığırların hareketlerinde anormallik olduğu için, bu hastalığa halk arasında "Deli Dana" hastalığı denildi. Deli Dana hastalığına çok benzeyen ve sadece koyunlarda görülen Scrapie hastalığının, yaklaşık 250 yıldır bilindiğini belirten uzmanlar bu hastalığın, diğer hayvan türlerine bulaşabildiğini açıkladılar. Scrapie hastalığından ölmüş bir koyun, sığırlar için hazırlanan yemlere katkı maddesi olarak kullanıldığında, hastalığın sığırlara da bulaştığı vurgulandı.
Hastalığın ortaya çıkışı
Hastalığın etmeni tam olarak tanımlanamamıştır. Ancak etmen hakkında şöyle bir
tahmin yürütülüyor: ot yiyen hayvanlara et yedirilerek onların hayat
dengelerinin altüst edilmesi… Kuluçka süresinin çok uzun olması, ısıya karşı çok
yüksek dayanıklılığı ve vücutta etken immun sistemini uyarmadığından bağışıklık
oluşumu ve antikor oluşumunun olmaması gibi bir çok biyolojik, fiziksel ve
kimyasal karakterleri virüs özelliğine uymamaktadır. Hastalığın ana nedeni
koyunlarda rastlanan Scrapie hastalığının etmeninin sığırlara bulaşmasıdır.
Bulaşma doğrudan hayvandan hayvana olmamakta, Scrapie hastalığı görülen
koyunlardan elde edilen et-kemik unu, et unu ve kemik ununun sığır yemlerinde
kullanılması sonucu bu yemle beslenen sığırlarda meydana geldiği anlaşılmıştır.
Nasıl bulaşıyor?
Bu tür hastalıklar insanlarda ve hayvan orijinli gıdalar içeren yemlerle
beslenen hayvanlarda da saptanmış. Koyundaki Scrapie hastalığı etkeninin (PrP
proteini) koyun sakatatlarının (beyin, bağırsak vs) et kemik unu olarak sığır
yemlerine konulması ve yemlerde 1980 yılında yapılan işleme değişikliğine bağlı
olarak koyundan sığırlara geçtiği ve 1985 yılında sığırlarda Deli Dana hastalığı
ortaya çıktığı bildiriliyor. Sığır sakatatlarının da sığır yemlerine konulması
ile hastalık yayılmış. Bu yüzden İngiltere 1988 yılında sığır ve koyun yemlerine
bu hayvanların et ve sakatatlarının protein kaynağı olarak konulmasını
yasaklamış bulunuyor.
İnsanlarda da hayvanlardaki hastalıklara benzeyen ve beynin süngerimsi bir hal
almasına neden olan bulaşıcı beyin iltihapları (ensefalopatiler) bildirilmiş.
İlk kez 1900 yılında Yeni Gine'de "Kuru hastalığı", cenaze törenlerinde tören
gereği ölen yakınının beynini çiğ yiyen ve yüzüne bulaştıran kadınlarda
saptanmış. Bu gelenek 1950 yıllarından sonra durdurulunca hastalık sayılarında
azalma olmuş.
BSE'nin insanlarda görülen biçimi klasik "Creutzfeldt - Jakob" hastalığına çok
benziyor. Creutzfeldt - Jakob hastalığı ilk kez 1920'li yıllarda iki Alman
nörolog tarafından tarif edilmişti. Bu hastalık, insanlarda normalde 60 yaşından
sonra görülüyor. Klasik Creutzfeldt - Jakob hastalığının nedenleri hala
bilinmiyor. Son zamanlarda genç insanlar da Creutzfeldt - Jakob hastalığının
belirtilerine çok benzeyen bir hastalık nedeniyle hayatını kaybedince bilim
adamları, BSE'nin insanlara da bulaştığı sonucuna vardılar. Creutzfeldt - Jakob
hastalığının ilk belirtileri yorgunluk, uyku bozukluğu ve iştahsızlık. Hastalar,
dizlerinde ağrı hisseder ve hareketlerini kontrol etmekte zorlanırlar. Ardından
hafıza kaybı başlar. Hastalığın son safhasında istem dışı kas hareketleri
hastayı yatağa düşürür ve hasta yatağında ölümü bekler. Creutzfeldt - Jakob
hastalığının tam teşhisi ancak otopsiyle yapılıyor. Otopside, hastalık beyninin
süngerimsi bir biçim almış olmasıyla anlaşılıyor.
Önlenebilir mi?
İngiltere'de hastalık 1985 yılında ilk kez çıktığında önce gizlenilmeye
çalışıldı. 1985'ten sonra hasta sayısı artınca (1986-1988 yılları arasında 3.500
sığırda hastalık bildirilmiş) gerçek veriler ortaya konuldu. Bu sıklığın nedeni
sığır ve koyunların tüketilmeyen et, kemik ve sakatatının sığır yemlerine
katılmasına bağlandı. Bu nedenle İngiltere hastalığı kontrol altına alabilmek
için 1988 yılında koyun ve sığırların et ve kemik materyallerinin, sığır ve
koyun yemlerinde kullanılmasını yasakladı. Avrupa Birliği ise bu kararı yıllar
sonra 1996 yılında aldı. İngiltere'de 1990 yılında sığır sakatatının tüm hayvan
yemlerinde kullanılması ortadan kalktı. İngiltere'de "riskli sığır materyalleri"
belirlendi ve bunların tüketilmesinin insanlar ve hayvanlar açısından riskli
olduğunu ortaya konulmuş. Aynı yıl bitki gübrelerine de hayvansal protein
konulması yasaklandı ve Avrupa Birliği İngiltere'den canlı sığır, et, et
ürünleri semen, embriyo ve et - kemik unu ithalatını durdurdu.
Hastalığın yok edilmesi için yapılması gereken tek şey, hasta hayvanların imha
edilmesi. Belirtildiği gibi, bu etlerin pişirilmesi ya da ilaçlanması ile
hastalık yok edilemediği için hasta veya hastalık riski taşıyan hayvanlar
yakılarak tamamen yok ediliyor.
Hastalık giderek önemli bir sağlık ve ekonomi sorunu haline geliyor. Ülkelerin
sıkı önlemler uygulayarak bunu önlemekten başka çareleri kalmadı. Hastalık riski
taşıyan hayvanların etlerinin ve tüm dokularının tamamen imha edilmesi ne insan
gıdası ne de hayvan yemi katkısı olarak kullanılmaması salgını önleyebilecek.
Hastalık bulunduğu bilinen ülkelerden gelen ve yapısında sığır proteini bulunan,
gıda maddesi, ilaç ve hatta kozmetik maddesi gibi ürünleri kullanmamak basit bir
önlem olarak gözüküyor.
Ancak tüketicinin, her gıda maddesinin her ürünün kaynağını bilmesi zor. Bu
konuda devlet yetkililerinin sıkı önlem alması gerekiyor. Tüketilen et
ürünlerinin üçte ikisinin kaçak olarak yurda girdiği söylenen bir ülkede bu
kontrolü sağlamak da pek de kolay değil. Bu hastalığın kısa özeti Deli Dana
hafife alınamayacak bir hastalıktır. Belirtileri uzun yıllar sonra çıktığı için
bizi etkilemiyor demenin de imkanı yoktur.