SAPLANTI HASTALIĞI

 

 

 

TARİHÇE
Obsesyon kelimesi halk arasındaki ifadesiyle saplantı veya takıntı latince rahatsız etme anlamında kullanılan “ obsideratum” ya da “obsidere” kelimesinden alınmıştır.

Toplum içinde saplantı hastalığı yüz kişiden iki veya üçünde görülebilir. Başlangıç yaşı ortalama 20 yaş civarındadır. Hastaların yaklaşık üçte ikisi 25 yaşın altında hastalığa yakalanırken, yüzde on beş kadarı da 35 yaş sonrasında hastalığa yakalanmaktadır. Erkeklerde görülme yaşı kadınlara göre daha küçüktür. Erkeklerde 6- 15 yaş arası sıklıkla görülürken, kadınlarda 20- 29 yaş arasında daha sık görülmektedir.

Sosyo-kültürel faktörlerden de etkilenebilen saplantı hastalığı bekarlarda evlilerden daha fazla görülmüştür.

Birinci derece akrabası hasta olanlarda görülme riski daha fazla bulunmuştur.

 

İstemli bir çaba ile zihnimizden uzaklaştıramadığımız, istenmeden oluşan, kişiye ters gelen, ısrarlı, genellikle kötü düşünceler (vesvese), dürtüler, hayal ya da tasavvurlardır (örn; simetri, mikrop kapma, kirlenme, aykırı cinsel, saldırganca, küfürlü dini düşünceler). Kişi, bu düşünce, dürtü ve hayallerini zihninden atmaya ya da önemsizleştirmeye-etkisizleştirmeye çalışır. Bu düşünceler, dürtüler ya da hayaller, sadece gerçek yaşam sorunları hakkında duyulan günlük üzüntüler şeklinde değildir.

KOMPÜLSİYON NEDİR?

Bu düşünceleri, etkisizleştirmek için yapılan davranış ve hareketlere ise kompülsiyon denir.

1- Kişinin obsesyon biçimindeki düşüncelere karşı, bir tepki olarak yaptığı tekrarlayıcı davranışlar (örn: temizleme, düzene koyma, aşırı kontrol etme /kapı-tüp açık mı kapalı mı gibi/, tabelalara takılma gibi ya da zihinsel eylemler (örn; dua etme, törensel davranışlar, sayı sayma, bir takım sözcükleri sessiz biçimde söyleyip durma v.b.).

2- Davranışlar yada zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurtulmaya ya da var olan sıkıntıyı azaltmaya veya korku yaratan durumdan korunmaya yöneliktir; ancak bu davranışlar ya da zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi veya korunulması tasarlanan şeylerle gerçek anlamda ilişkili değildir, yahut açıkça çok aşırı bir düzeydedir.

3- Obsesyon ve kompülsiyonlar, belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boşa harcanmasına yol açar (günde en az bir saatlik zaman alırlar), ya da kişinin olağan günlük işlerini, mesleki görevlerini ya da olağan toplumsal etkinliklerini önemli ölçüde bozar. Bu hastalık toplumda ne kadar sıklıkta görülür? Toplumda her 100 kişiden 3’ü bu hastalığı yaşar. Genelde erken yaşlarda başlar. Bu hastalığın sebepleri nelerdir ? Biyokimyasal: Sinir aralığındaki sinir ileticilerinden biri olan serotonin denen bir maddenin azalması söz konusudur. Öğrenme: Yakın aile bireylerinin benzer tutum ve davranışlarına bakarak bu hastalık öğrenilebilir. Aynı durum soyaçekimsel yönden de önem taşır. Hastalığın seyri : Hastalık, genelde müzmin bir hastalıktır. Zaman zaman alevlenip hafifleme gösterir. Tedavi: Hastalığın tedavisindeki esas ilke, bu eksik olan sinir ileticisi maddeyi (serotonin) artırmaktır. Buna yönelik ilaçlar verilir ve ayrıca davranışçı tedaviler önerilir. İlaçlar ortalama % 70 oranında etkilidir. Lütfen, sağlığınız için aşağıdaki tavsiyelere dikkatle uyunuz. İlaçlarınız uyuşturucu değildir, alışkanlık yapmazlar. Verilen ilaçlar düzenli alınmalı;genellikle ilaçların belli saati yoktur. Ağız kuruluğu, baş dönmesi,uyuklama, kabızlık, kilo alma, idrar tutukluğu / ya da sinirlilik, uykusuzluk, titreme, bulantı, cinsel istekte azalma gibi yan etkiler olabilir. Bu yan etkiler genellikle ilk bir hafta sorun olabilir ancak tehlikeli değildirler,tedaviyi bırakmayı gerektirmezler. Aşırı rahatsızlık duymanız halinde hekiminize danışarak tedaviyi yeniden gözden geçirmesini talep etmeniz doğal hakkınızdır. İlk haftalardan itibaren yan etkiler azalırken, ilacınızın tedavi edici etkileri ortaya çıkacaktır. Önerilen davranışçı tedavilere dikkatle uymalıdır Kontrollere düzenli gelinmelidir.