SITMA
Tanım :
Sıtma anofel cinsi sivrisineklerin ısırması ile insanlara bulaşan bir
protozoonozdur. Hastalığın en önemli özelliği nöbetler şeklinde gelişen ateş,
anemi ve splenomegali ile seyretmesi, başlangıçta akut seyirli, fakat tedavi
edilmediğinde kronikleşme eğilimi göstermesidir. Dünyada halen yaygın bir
hastalıktır.
Etken :
Plasmodium türlerinin çoğu identifiye edilmiştir. Bunlar doğal olarak değişik
hayvan türlerini infekte ederler. Sadece dördü ( P. vivax, P. ovale, P.
falciparum, P. malariae) insan patojenidir.
Sıtma KAPALI bir infeksiyondur. İnsandan insana bulaşması için sivrisinek
aracılığına ihtiyaç vardır. Nadiren anneden bebeğe intraüterin bulaş olabilir.
Ayrıca transfüzyon kaynaklı bulaşlar da söz konusu olabilir. Ülkemizde sıtmayı
taşımadan sorumla 15 tür ANOFEL cinsi sivrisinek vardır. Anofellerle, sıtma
bulaşında sorumlu olmayan CULEX'leri dış görünüşleri ile birbirlerinden ayırmak
mümkündür. Anofeller yere konduklarında yer ile 45° derecelik açı yaparlar.
Sporogony için sıcaklık 20° C'nin üstünde, nemlilik %60-80 olmalıdır.
Klinik :
Kuluçka süresi Plasmodium’un türüne göre değişir. Ortalama 14 gündür. P.
vivax'da 8-23 gündür. P. falciparum’da aynı veya daha kısa olabilir. P. malariae
ve ovale'de daha uzundur. Nöbet başlamasından bir kaç gün önce halsizlik,
neşesizlik, iştahsızlık, baş ağrısı gibi belirtiler vardır. Ateş; Vivax
sıtmasında 42-48 saat, Ovale sıtmasında 50 saat(Tersiyana); Malarya sıtmasında
72 saat (Kuartana), Falciparum'da 48 saat (Tropika) aralıklarla çıkar. Ateşli
nöbetler 3 dönem ile karakterlidir; Titreme hissinden şiddetli, kontrol
edilemeyen sallantıya kadar varan Soğuk Dönem , Yüksek ateşte oluşan Sıcak Dönem
ve bütün vücutta terleme ile karakterli Terleme Dönemi.
Sıtma hastalığının seyrinde 2 devre vardır :
1- Nöbetler arası ateşsiz devre,
2- Şizontların kana dökülmesi ve eritrosite girinceye kadar süren ateşli devre.
Sıtma nöbetleri sırasında dudaklarda uçuk çıkabilir. P. falciparum sıtmasında
serebral malarya , şok akciğeri benzer tablo, kolera sendromu gibi
komplikasyonlar sık görülür. Karasu ateşi masif intravasküler hemoliz sonucu,
ikter, hemoglobinüri, akut renal yetmezlik bulgularıyla karakterize bir tablo
oluşturur. Hastalık uzadıkça dalak giderek büyür ve sertleşir.
Tanı :
Hastalığın tanısı, tipik ateş nöbetleri nedeniyle klinik olarak
şüphelenildiğinde mutlaka kanda parazitlerin gösterilmesi ile konmalıdır.
Özellikle yaygın olduğu bölgelerde ya da bu bölgelere seyahat öyküsü olması da
tanıyı akla getirir. Laboratuvar olarak tanı koymak için kan yayması ile kalın
damla preparatlarının incelenmesi gerekir. Malarya tanısı ancak Plasmodiumların
görülmesi ile konulur. Sıtmada tipik olarak hemolizin şiddetini gösteren anormal
laboratuvar bulgular gözlenir. Normokrom normositer anemi, azalmış nötrofil
sayısı, monositoz ve trombositopeni başlıca bulgulardır.
Tedavi :
Sıtma yurdumuzda ihbarı zorunlu hastalılardan olup, 7402 sayılı kanunla sıtma
ilaçlarının satışı yasaklanmıştır. Tanı konulduğunda hastaların tedavisi
ücretsiz verilen ilaçlarla ilgili kurumlar tarafından yapılır. Tedavide
şizontlara ve gametositlere etkili kolorokin ve ekzoeritrositer şekillere etkili
primakin kombine olarak verilir. Klorokine dirençli P. falciparum sıtmasında
meflokin verilir.
Korunma :
Hastalığı geçirenlerde türe özgü bağışıklık kalabilir. Korunma için sıtmanın
endemik olduğu bölgelere gideceklere kemoprofilaksi yararlıdır. Klorokin ve
primetamin kombinasyonu verilebilir. Plasmodiumların çeşitli formlarına karşı
etkili bir aşı elde edilmesi çalişmaları halen sürmektedir. Sıtma ile savaşın
bir başka yanı da vektör olan anofel ile savaştır. Bu amaçla olgun sivrisinekler
ve larvaları ile mücadelede çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Özellikle
bataklıkların kurutulması gibi çalışmalar sıtmanın önlenmesinde son derece
yararlıdır. Yapılan tarımla ilgili olarak özellikle çeltik tarlaları olan ya da
durgun suların bulunduğu yerlerde sıtma mücadelesi yapılması gereklidir.
Sıtmanın yayılımı coğrafi olarak da kontrol edilebilir ve mutlaka yeni bir
uygulama yapılırken bu açıdan da değerlendirilmelidir. Baraj gölleri ya da küçük
sulama göletleri çok amaçlı olarak oluşturulurken hiç beklenmedik şekilde sıtma
olgularının ortaya çıktığı daha önceki yıllarda görülmüştür.
Kaynak: www.istanbulsaglik.gov.tr