TETANOZ
Tetanus, ya da Kazıklı Humma denilen
Tetanoz, Clostridium Tetani adı verilen sporlu bakterinin salgıladığı toksine
bağlı olarak gelişen ve Hipokrat’dan beri bilinen bir enfeksiyon hastalığıdır.
Tetanoz etkeni hepimizin bildiği gibi sadece ‘paslı çivi’ ya da ‘küflü teneke’de
bulunmaz, ne yazık ki toprağın üst tabakalarında, insan ve hayvanların bağırsak
kanalında bulunur ve buradan dış dünyaya yayılır. Bu nedenle tetanoz mikrobuna
yeryüzünün her yerinde rastlamak mümkündür.
Hastalık tüm dünyada yaygındır, fakat gelişmiş ülkelerde neredeyse kaybolmuş
gibidir. Endüstrileşmiş ülkelerde çoğunlukla deri yaralanmaları ve yanıklardan,
seyrek olarak da cerrahi girişimlerden sonra ortaya çıkar, eroin bağımlılığı
olanlarda steril olmayan aletlere ve eroine eklenen maddelere bağlı olarak
görülür.
Gelişmekte olan veya gelişmemiş ülkelerde göbek bağının uygun olmayan şartlarda
(taş, steril olamayan bıçak veya jilet gibi aletlerle) kesilmesi sonucu oluşan
yeni doğan tetanozu çok sık görülür. Ve buna bağlı yenidoğan ölümleri yaklaşık
%10 civarındadır.
Yenidoğan tetanozundan bebeği korunmanın yolu gebelik döneminde yaptırılan
tetanoz aşısıdır. Tetanoz aşısı hem anne adayını hem de bebeği doğum ve doğum
sonu dönemde tetanoz hastalığından korur. Annede oluşan antikorlar plesanta
youluyla bebeğe geçer böylece bebek yenidoğan tetanozundan korunmuş olur.
Hastaların % 70'i 50 yaş üzerindedir. Yanıklar, damardan ilaç kullanımı, kulak
delinmesi, açık yaranın etraftan bulaşması, donuklar, deri yaraları, ameliyat
yaraları, doğum sonrası dönem tetanoz enfeksiyonu açısından riskli durumlardır.
Cl. Tetaninin yol açtığı iltihap yerel doku bölgelerinde sınırlı kalır.
Etken yüksek etkiye sahip toksinini yalnızca oksijensiz koşullarda üretebilir.
Vücuda giren mikrobun hastalık belirtisi vermesi için geçen kuluçka süresi 2 -14
gündür. İçinde yabancı cisim bulunan, doku harabiyetinin yüksek, kan, pıhtı ve
ölü doku parçalarının olduğu yaralanmalarda bu sürenin 24 saate kadar indiği
görülmüştür. Kuluçka döneminin ardından hastalık belirtileri ortaya çıkar, soluk
borusunu ve solunum kaslarını da etkileyen ağrılı kas spazmları ve ağır merkezi
sinir sistemi harabiyeti sonucunda ölüm gelişir. Çocuklarda ve ilerleyen
yaşlarda ölüm oranı yüksektir, % 60 – 80 inde ölüm gelişmektedir.
Yeryüzünde bu kadar yaygın bulunan bir bakteri ile karşılaşma oranı bu kadar
yüksek, tanı ve tedavisi güç ve ölüm oranı yüksek olan Tetanozdan en önemli
korunma yolu ‘AŞILANMA’dır.
Özellikle yeni doğan bebekler, çocuklar, gebeler, 50 yaş üzeri yaş grubu, toprak
ve bahçe işleriyle uğraşanlar, bedensel güçle çalışıp travmaya maruziyet riski
yüksek olan kişiler yüksek risk altında oldukları için aşılanma konusunda daha
duyarlı davranılmalıdır.
Tetanozdan korunmada temiz yara bakımı ve kirli yaraların cerrahi tedavisinden
başka en önemli ve etkili korunma yolu aktif bağışıklama yani AŞILAMA’ dır.
Bu, yaklaşık 4-6 haftalık aralarla yapılan 3 temel aşılanmadan (Temel
immunizasyon) oluşur. Daha sonra her 5-10 yılda bir rapel aşı yapılması ile
bağışıklığın devamı sağlanır.
Ülkemizde Sağlık Bakanlığı; Sağlık Ocakları ve Ana Çocuk Sağlığı birimlerinde bu
uygulama bebeklerde; doğumdan sonraki 2–3–4. aylarda birer doz (toplam üç doz)
daha sonra 16–18. ay da bir ilkokul 1. sınıf ve 8. sınıflarda yine birer rapel
dozların yapılması şeklinde, gebelerde ise; birer ay ara ile toplam iki doz
aşılama yapılarak tetanozdan korunma sağlamaktadır. Unutmamak gerekir ki
bağışıklığın devamı için 5-10 yılda bir tek rapel doz aşı yaptırmak
gerekmektedir.
- Aşı; koldan genellikle kas içine ya da daha az olarak cilt altına uygulanır.
- Aşı reaksiyonu olarak çoğunlukla bölgesel şişlik, kızarıklık, lenf bezi
büyümesi ve ateş görülebilir.
- Tetanoz aşısı % 95 oranında hastalıktan koruyucudur